Barbaros Kendir. Sevimsiz günlerden biriydi…

76 Baxış

barbarosSevimsiz günlerden biriydi. 3 yastık ve bir battaniye ile mücadele son bulmuşa benziyordu. Adam gerinmeden kalktı ve rutin alışkanlıklara döndü. İlk sorusu “kimim ben” oldu yüksek sesle sorulmuş. Sonra “neresi lan burası” gibi bir soruya ağır küfürlerle cevap vererek günün ilk sigarasını yaktı.

TV her zamanki gibi rezaletler, pislikler ve dayanılması zor durumlara doluydu. TV de program da küfürlerden nasibini aldıktan sonra, ayna ve tıraş bıçağı da adamın sinirini paylaştılar.

Monotonluk sabahın köründe başlar dedi adam. Ne zaman biter bilmem, belki de yaşatan beni, bir bitişin olacağı umududur, ekledi.

Adam yatak odasının penceresini açtı ve salona geçerek giyinmeye başladı. Lanet çorapların her biri ayrı bir tekti. Dünya çiftlerden ibaret ise, bu çorapların Allah belasını versin ki, hepsi ayrı bir melanet ve tekti.

Birbirine en yakın duran iki boz renkteki çorapları elleye elleye eşleştirdi ve giyindi. Eşyaların bir ruhu olduğuna ve arada bir aksilik çıkardığına inanırdı, o yüzden  çorap bulduğuna sevindi. En azından boz renkteydiler ve olası bir kaza durumunda hastanede ya da acil serviste rezillik yaşamayacaktı. Aynı şey donu için geçerli değildi, donun ağı yırtılmış ve lastiği de bayağı sünmüştü. O yüzden donunu pantolonun içine tıkar gibi giyinirdi. Bu donla hastaneye yatmaktansa direk mezarlığa gitse yeriydi. Yeni donlar alması gerekmekteydi ama oldukça üşengeç ve her bir eşyayı tarihe kazıyarak kullanan bir adamdı. Sigara yanığı hiçbir kazağını atmaz, evde giyilir deyip bir nevi tarihi eser koleksiyonu yapardı, sanki evde çok otururmuş gibi. Adamın takıntıları bunlarla sınırlı değildi, daha doğrusu takıntıları için herhangi bir sınırlama yoktu. Her şeye takar ve batıl inanışlara bağlardı. İşe gittiği yolu her gün değiştirir,yolu üstünde anlık kararlarla hiç gitmediği yollara sapardı. Sanki yepyeni bir yol bulacak ve o yol onu cennete ulaştıracak gibi saplantılıydı yol davasına.

Yol demişken, yolu üstündeki her bir canlı ve cansız varlığa oldukça dikkat eder, sanki elinde olmayan bir gücün, bu varlıkları bilerek karşısına çıkarttığına inanırdı. Bir sürpriz bekler gibiydi hayattan, veya bir mesaj, bir yol veya da bir alternatif, bir simge. Ne beklediği hakkında bir fikri yoktu,her şeye hazırdı ve o an geldiğinde her şeyi anlayabileceğini düşünürdü.

Giyinme faslı bitince, yatak odasının camını kapatmaya yollandı, cama uzanırken eli havada kaldı. Bir kelebek, 9.kattaki yatak odasının açık cam pervazına konmuş, nazlı nazlı kanatlarını oynatmaktaydı. Gözleri açıldı adamın, ömründe gördüğü en güzel kelebek, gelmiş cam pervazında oynaşıyordu. Kadifeyi andıran koyu kahverengi kanatlarının üstünde turuncu ve beyaz lekeler, kelebeğin ihtişamını kat be kat arttırıyordu.Adam gözlerini alamadan kelebeğin her hareketini büyük bir dikkatle takip ediyordu. Ansızın bu kelebeğin bir mesaj bir simge olduğunu düşündü. Ve daha farklı gözlerle bakmaya başladı.

Kelebek sabah güneşinin tatlı sıcağında,ki bir kasım sabahından beklenilmeyecek güzellikte bir havada, tazeliğin tadını çıkarıyor gibiydi. Kanat çırpışları gayet sakin ve zamanı durduracak kadar ağırdı. Kanadının her oynayışında renk cümbüşleri ortaya çıkıyor ve adamın bu güzelliğe ilgisi an geçtikçe artıyordu. Kadife misali kanatları sevmek istedi adam ama hemen vazgeçti. Belki de bu büyülü ve beklenmeyen havanın dağılmasından korktu. Nefes bile almayarak izlemeye devam etti.

Kelebeğin ne amaçla 9.kata kadar çıkmış olduğunu anlamaya çabaladı bir süre. Bir anlam veremedi ve anlam verilemeyen her şeyin, gücün bir işi olduğunu hatırladı. Bu aslında tam da beklediği mesajdı. Evet bu öngörülmeyen durum tam anlamıyla hayatı boyunca beklediği mesajdı. Ama mesaj neydi? Bu kelebek nasıl bir mesaj verebilirdi? Mesajın ne olabileceğini düşündü ama vazgeçti. Bu an, özel bir andı, belki de sadece izlemesi gerekiyordu. Güç, bir şekilde bir mesaj verecekti elbette. Bir şekilde anlayacaktı o da ve hayatı baştan başa değişecek, bu yeryüzünde kendi cennetini bulacaktı.o kadar sevinmişti ki, korkmayacağını bilse kelebeği öpebilirdi bile.

Bir anda, kelebek kanatlarını daha güçlü çırparak pencerenin pervazından havalandı. Çok kısa bir an pencere ve dışarısı arasında kanat çırptı. Ve sonra yönünü gökyüzüne çevirerek kanatlarının güzelliğini son bir kez göstererek uçtu yukarılara,yukarılara. Adam arkasından bakakaldı, ellerinin ne kadar terlediğini hissetti o an. Ve boğazının kuruduğunu, hafif ürperdiğini ve korktuğunu algıladı. O an gelmiş ve bitmişti. O ise hiçbir şeyin farkına varamadan zaman geçmiş ve mesaj da uçup gitmişti kelebekle beraber.

Belki de mesaj kelebek değil de uçmasıdır dedi yavaşça ama kararlı.

Bir kelebek 9.kattan gökyüzüne özgürlüğüne uçtu dedi fısıldayarak.

Belki de benim de uçma zamanım geldi dedi acele acele,

Ve göz açıp kapayana kadar, açık pencereden, sanki gökyüzüne varacakmış gibi zıplayarak, kelebeğin ardınca uzandı havaya. Önce yırttı havayı ağırlığıyla,sonra asılı kaldı bir an.

Ve kelebeği gördü, sakin sakin kendisine bakan.

Sonra adam güldü, kelebek te ona güldü.

Hayat şimdi anlam kazanmıştı. Kelebeği takip etmek hayatının manasıydı.

Şimdi, asfaltın ortasında ağır bir havada, yerde yatan adamın sol gözünün altında, bir kelebek kanat çırpmaktaydı ağır ağır ve sakince.

13.11.2014

 

Bölmə : Nəsr, Ədəbiyyat
KÖŞƏ YAZARLARI
TOP 10