Türkiyəli “bestseller”-lə eksklüziv müsahibə

148 Baxış

kahraman_tazeogluÖtən ilin yayında ilk dəfə olaraq Kahraman Tazeoğlunun “Seni içimden terk ediyorum” şeirlər kitabını əldə elədim. Qeyri-adi və adamı özünə cəlb edən ifadələrlə bol olan şeir üslubunu çox sevdim. Kitabı dəfələrlə oxudum. Və bir gün baxdım ki, o şeirlərin bəzilərini əzbərdən öz-özümə təkrarlayıram. Və təkrarlar zamanı şeirləri Azərbaycan türkçəsinə uyğunlaşdırırdım. Bu hal bir neçə dəfə baş verəndən sonra öz-özümə bir qərar verdim: Kahraman Tazeoğlunu dilimizə uyğunlaşdırmaq. Bunun üçün  bir yerdə işlədiyim istedadlı gənc yazar Nargis (Nərgiz İsmayılova) lə məsləhətləşib kitabı türkçədən dilimizə uyğunlaşdırmağa başladıq.

Ötən ay isə Kaharaman bəyin “Bukre” romanını yenə eyni şəkildə Hədəf Nəşrləri MMC tərəfindən Nargislə Azərbaycan türkçəsinə uyğunlaşdırmaq təklifi aldım. Yaxında Hədəf Nəşrləri MMC də işıq üzü görəcək. Hədəf Şirkətlər qrupu tərəfindən ölkəmizə dəvət edilmiş müəllifin 11-12 aprel tarixlərində Kitabevim.azda  hər iki kitabın imza günü keçiriləcək. Bunun üçün də Azərbaycan oxucusuna daha yaxından atnış etmək üçün Türkiyəli yazarla müsahibə almaq qərarına gəldim. Beləliklə də, oxuyacağınız bu söhbət ortaya çıxdı.

Əvvəlcədən qeyd edim ki, müəllifin də istəyini nəzərə alaraq müsahibəni Türkiyə türkçəsində yayınlamaq qərarına gəldik.

 

Fakir bir ailenin çocuğu olduğum için çok erken yaşta atıldım hayata

 

- Kahraman bey, kendinizden kısaca bahsedermisinz? Nerde doğdunuz, nerde okudunuz? Nerde yaşıyorsunuz? Kaç kardeşsiniz? Genel olaraq sizi tanıyalım…

– İstanbulda doğdum ve büyüdüm. Tahsil hayatımı da doğup büyüdüğüm şehirde tamamladım. Halen İstanbulda yaşıyorum.

Kalabalık bir aileydik. Tam 7 kardeşiz. Annem ve babam bizi çok zor şartlarda büyüttü. Ailenin büyük çocuğu olduğum için erkan yaşta çalışma hayatına atılmak ve eve katkı sağlamak zorundaydım. İlkokul yıllarımdan itibaren hem okudum, hem çalıştım. Fakir bir ailenin çocuğu olduğum için çok erken yaşta atıldım hayata. Bundan yirmi yıl önce babam öldü. Babasız büyümenin eksikliğini her zaman yaşadım.

– Kahraman bey,  inaniyorum ki, Azerbaycan okurları da merak eder. İlk defa yazma ihtiyacını ne zaman hissettiniz? Sizi yazmağa zorlayan neydi?

– Beni yazmaya iten şey; aşktı. İçine kapanık, duygularını ifade edemeyen saf bir çocuktum. Gençlik yıllarımda da aynı sorunları yaşadım. İlk kez aşık olduğumda reddedildim. Çok zoruma gitmişti. Ben de o anki ruh halimi kağıda döktüm ve yazmaya başladım. Yazmak, yaşama tutunabilmek ve güçlü olmaktı benim için. Tek kurtarıcımdı o zamanlar.


– “Ne yaşadıysam, onu yazıyorum?” Bunu sadece Bukre romanınızın aynı isimli kahramanı mı söylüyor? Yoksa aynı zamanda Kahraman Tazeoğlu da?

– Yaşadıklarından yola çıkarak yazan biriyim. Geçmişime ait çok büyük acılarım var. Beni yazmaya iten sebeplerin başında da bu acılar geliyor işte. Aşk acısı; daha doğrusu karşılık bulmayan aşk acısı beni yazmaya iten en önemli faktörlerden…

unnamed– Kitablarınız Türkiyede yüzminlerle tirajla satılıyor. Ve sizi çok sık takib eden biri gibi söyleye bilirim ki, aynı zamanda her hafta bir yerdesiniz. Şiir dinletileri, imza günleri, okurlarınızla görüşler… Bunlar bir yazarın kendisini daha fazla tanıtma amacımıdır, yoksa milyonlarla okuruna bir gönül borcumu?

– Okurlarımla yan yana gelmeyi çok seviyorum. Onlara çok değer veriyorum çünkü. Beni ilk kez karşısında gören bir okurum bana asla “Kahraman Bey” demez. Onlarla aramızda ağabey-kardeş ilişkisi vardır. Onlar samimi olanı bilirler. O kısacık birlikteliğimizde bana ayaküstü dertlerini anlatırlar, ağlarlar, gülerler, sevinirler ve her zaman mutlu ayrılırlar yanımdan. Hepsi bana karşı son derece saygılıdır. Ben de onlara karşı öyleyim. Asla onları kırmak istemem. Onlar benim her şeyimdir.

 

Aslında yazdığım her kitapta kendi hayatımdan kesitler var

 

– Yukarıdaki sorumun devamı olaraq bilmek isterim: bu kadar sık bir grafikle çalışan bir yazar yeni bir şeyler yazmaya zamanı nerden buluyor?

– En büyük sorunum da bu zaten. Zaman… Okurlarım her zaman daha çok kitap yazmamı ister ama ben maalesef yılda bir kez kitap çıkarabiliyorum. O da çok zor yazılıyor zaten. Keşke yazmak için daha fazla zamanım olsaydı. İnanın her ay bir kitap yazsam, koşa koşa almaya giderler. Emekliliğimi bekliyorum. O zaman yazmaya daha fazla zaman ayırabileceğim sanırım.

– Özellikle “bu benim hayatım” diyebileceğiniz eseriniz varmı? Varsa hangisidir?

– Aslında yazdığım her kitapta kendi hayatımdan kesitler var. Bu yüzden “şu kitap benim hayatımdır” diyemem. Baştan sona kendimi anlattığım bir kitap yazmadım daha. Belki ilerde yazarım bilemiyorum. Tamamen kendimi yazmak yerine her yazdığım kitabın içine hayatımdan farklı kesitler yerleştirmeyi tercih ediyorum şimdilik. Dikkatli okuyucularım tüm kitaplarımı okuduğunda hayatımla ilgili çok şey öğrenmiş oluyor zaten.

– Sosyal medyada da çok aktiv bir reklamınız yapılmakta. Facebook, İnstagram, Tvitter ve saire. Bunları idare eden kendinizmisiniz, yoksa ayrıca bu işle uğraşacak birilerini mi ayarlıyorsunuz?

– Tek başıma hepsiyle birden ilgilenebilmem mümkün değil. Bu yüzden işin o kısmıyla ilgilenen bir yardımcım var. Ama sosyal medyama çok önem veriyorum ve yakînen ilgileniyorum. Günümün en az iki saatini sosyal medyama ayırıyorum.

Nisan (aprel) ayının 11-12-de Baküye geleceğim

– Kahraman bey, sizinle ilk yazışmamızda Azerbaycanda çok fazla okuyucunuzun olduğunu, burada da sevildiğinizi söylemiş ve Azerbaycan türkçesine çevrilmek istediğinizi de belirtmişdiniz. Şimdi biri şiir, biri roman olmak üzere iki kitabınız Nisan ayında Azerbaycan türkçesinde yayınlanacak. Neler hissediyorsunuz?

– İlk defa kitaplarım başka bir dile çevriliyor. Bu zamana kadar yabancı dillere çevrilmemesinin nedeni, romanlarımda ve şiirlerimde kullandığım bir çok ifadenin yabancı dillerde karşılığı olmamasından  kaynaklanıyordu. Azerbaycan türekçesinde bu sorunu büyük ölçüde aştığımızdan ötürü, kitaplarım o dile daha kolay çevrilebiliyor. Ama yine de anlam kaybolması yaşayacağımı biliyorum. Kitaplarımın dilinize çevrilmesi beni çok mutlu etti. Ülkenizde kitaplarımı okuyan ve beni seven o kadar çok insan var ki…

– Azerbaycanda bir imza günü, şiir dinletisi gibi pilanınız varmı? Ve bunu ne zaman gerçekleştirmeği düşünüyorsunuz?

– Nisan (aprel) ayının 11-12-de Baküye geleceğim ve Kitapevim.azın yoneticileri ile buluşup, bir imza günü ve şiir dinletisi gerçekleştireceğim. Bu yüzden çok heyecanlıyım.

– Son olarak Azerbaycandakı sevenlerinize, aynı zamanda Azerbaycan halkına yürek sözlerinizi işitmek hoş olurdu…

– Azerbaycan halkını çok seviyorum. Onlarla bir çok ortak değerimiz var. Onları yakından tanımak ve ülkenizde sevilen bir yazar olmak bana gurur veriyor. Artık orası benim ikinci ülkem. Ve sizler benim özümsünüz. Saygılar sunuyorum.

–       Biz de size saygılar sunar, röprtaj için teşekkür ederiz.

 

Söhbətləşdi:

Elxan YURDOĞLU

 

Bölmə : Manşet, Müsahibə
KÖŞƏ YAZARLARI
TOP 10